top of page
  • Instagram
  • LinkedIn

OPERASYONEL KUSURSUZLUK ZİHİNDE BAŞLAR



Toplam Kalite Yönetimi ve Nefesin Görünmez Bağı

İş dünyasında "kalite" dediğimizde aklımıza ilk olarak standartlar, kontrol listeleri, üretim bantlarındaki denetimler veya kusursuz çalışan yazılımlar gelir. Süreçleri iyileştirmek için milyonlarca liralık yatırımlar yapar, yalın üretim felsefelerini şirket kültürüne entegre etmeye çalışırız. Ancak çoğu zaman denklemin en kritik, en kırılgan ve en güçlü değişkenini, "insan zihnini" gözden kaçırırız.


Marmara Üniversitesi Sürdürülebilir Büyüme ve Kalite Yönetimi programı bitirme ödevimde konuya ilişkin yaptığım derin literatür taramalarında gördüğüm çok temel bir gerçek var: İnsanın olduğu hiçbir sistemde, zihinsel odaklanmayı ve esenliği sağlamadan sürdürülebilir bir "Toplam Kalite" elde edilemiyor. Çünkü kalite insan ile başlıyor.


Sıfır Hata (Zero Defect) Üretim Bandında Değil, Sinir Sisteminde Başlar

Toplam Kalite Yönetimi'nin kalbinde "Sıfır Hata" prensibi yatar. Ancak hata dediğimiz şey çoğunlukla makine kaynaklı değil, insan kaynaklıdır. Yüksek stres, tükenmişlik (burnout) ve anksiyete, beynimizin mantıksal karar alma ve odaklanma merkezi olan pre-frontal korteksi devreden çıkarır.


Peki bu ne anlama geliyor?


Bu demek oluyor ki bir çalışanın yaşadığı stres kaynaklı 3 saniyelik bir odak kaybı;

  • Hatalı bir kod yazımına,

  • Müşteri ilişkilerinde telafisi zor bir iletişimsizliğe,

  • Üretim bandında ciddi bir ıskartaya veya iş kazasına dönüşebilir.  


İşte tam bu noktada nefes pratikleri, mistik veya sadece "iyi hissettiren" bir kişisel gelişim aracı olmaktan çıkıp, ölçülebilir bir operasyonel kalite aracına nasıl dönüşür bi bakalım.


Veriye Dayalı Kurumsal Zindelik: DigiBiNefes Deneyimi

Nefesin otonom sinir sistemi üzerindeki regüle edici etkisini biliyoruz. Ancak iş dünyası somut veri ister.


İşte yazımın başında belirttiğim bitirme ödevi kapsamında geliştirdiğim "DigiBiNefes" uygulaması ve bu uygulamaya entegre anket sistemi tam olarak bu boşluğu dolduruyor. Çalışanların nefes farkındalığı kazanmasıyla azalan stres seviyelerini çalışanın kendisi tarafından yapılan öncesi ve sonrası anketleri ile ölçerken; odaklanma sürelerine, hata oranlarındaki düşüşe ve dolayısıyla toplam kaliteye etkisini çalışanın yöneticisi tarafından yapılan öncesi ve sonrası anketleri ile doğrudan ölçümleme olanağı buluyoruz..


Bu sadece bireysel bir rahatlama değil; aynı zamanda şirketlerin uluslararası ESG (Çevresel, Sosyal, Yönetişim) raporlamalarında kullanabilecekleri, "Sosyal Sürdürülebilirlik" adına atılmış, kanıtlanabilir bir adımdır.


Sonuç: Sürdürülebilirlik İçe Doğru Bir Yolculuktur

Sürdürülebilirlik sadece çevre ile ilgili bir konu değildir; Birleşmiş Milletler'in

  • "Sağlıklı Bireyler" (Amaç 3),

  • "İnsana Yakışır İş" (Amaç 8) ve

  • israfı önleyen "Sorumlu Üretim" (Amaç 12)

hedeflerinin merkezinde doğrudan "insan" ve onun zihinsel esenliği yatar. Dış dünyadaki süreçleri yönetmek, iç dünyamızı yönetmekten geçer. Şirketinizin hata maliyetlerini düşürmek, verimliliği artırmak ve gerçekten "kaliteli" bir organizasyon yaratmak için sadece makina modernizasyonu ve son teknoloji yeterli değildir, çalışanlarınızın da içsel süreç yönetimi konusunda başarılı olup olmadıkları, başarılı olmadıkları noktada desteklenmeleri önemlidir.


Amaç odaklı ve doğru alınan her nefes, belki de kurumların sürdürülebilir büyümesine yapılmış geri dönüşü en yüksek ve en stratejik yatırımdır.

Yorumlar


bottom of page